
Aktüel Blog Maç Özetleri
Son yıllarda internetin de hayatımıza iyiden iyiye dahil olmasıyla birlikte elektronik ortamda maç takipleri de başkaca bir keyifle takip edilmeye başlandı. Bizler blogumuz açıldığı ilk günden bu yana amatör bir şekilde özellike üç büyüklerimizin maç özeti anlatımlarını, avrupa kupalarına ve yabancı lig maçlarına sitemizde yer vermeye çalıştık ve bu hedefimizde de sizler her zaman desteğinizle yanımızda yer aldınız. Öncelikle bunun için sizlere teşekkürü her zaman bir borç biliriz.
Süper Ligin 2011-2012 sezonu bildiğiniz üzere epeyce çalkantılarla geçiyor. Geçtiğimiz yıl Fenerbahçe’nin şampiyon olmasının ardından başlayan şike iddiaları nedeniyle devam eden bu tartışmadan şüphesiz takımlarımız da zarar görüyor; ancak lig süreci planlandığı gibi devam ediyor. Avrupa’da da boy gösteremeyen sarı lacivertli ekip yerine Şampiyonlar Ligi’nde istediğini bulamayan ancak bundan sonraki Avrupa maçlarını UEFA Kupası’nda sürdürecek olan Trabzonspor ile yine UEFA Avrupa Ligi’nde mücadelesine başarılı bir şekilde devam eden Beşiktaş’ın da Şubat 2012 ile başlayacak maç özeti görüntülerini AktuelBlog’dan sizlerle paylaşmaya devam edeceğiz.
Aslen taraf tutmayıp, hiçbir takımın maçını diğerinden üstün görmeyen kalemimiz olmasına karşın gönlümüzün birlikte olduğu Galatasaray’ın galatasaray maç özeti anlatımlarını daha fazla sizlerle paylaşmayı hedefliyoruz. 2000′li yılların ruhunu bu yıl yeniden yakalamış gibi görünen sarı kırmızılı ekip sezonu çok iyi bir şekilde götürüyor. Şampiyon olmasına neredeyse garanti gözüyle baktığımız galatasaray maç özeti ın tüm maçlarının maç özeti anlatımlarını her zaman sizlerle paylaşmaya devam edeceğiz. Sizler de yorumlarla sitemize yaptığınız katkı sosyal medyadaki değerimizi günden güne arttırmaya devam ediyor. Biz de bu güveninize layık olmaya çalışarak objektif yazılarımızı yayınlamaya devam ediyoruz. Bu günlere hep birlikte geldik bundan sonra da her zaman birlikte olmak dileklerimizle sağlıcakla kalın…
14 views
İlk not: Yazı içindeki * işaretleriyle alakalı açıklamalar, eklemeler yazının en sonunda yapılmıştır.
“Bugün ODTÜ’deydim. Gidilmemiş, görülmemiş, ayak basılmamış yerdeydim oradaydım. Bir başka diyar orası. Bir başka memleket. Orada, otobüs-dolmuş-taksi ve otostop kuyrukları birbirine karışmıyordu. Orada öğrenciler bir başkaydılar. Otostop çekerek, kimliksiz girmeye çalışıyorlardı oraya. Orası bir kale gibi korunaklıydı. İçeri girebilmek için truva atı taktiğini kullanmak gerekiyordu. Ama nasıl gerekiyordu?(*)
”
Devran’a ve Tayfun Talipoğlu’na saygılar diyor ve doğru düzgün devam ediyorum
Bugün ODTÜ’ye gittim ve bir kez daha üniversitemin daha doğrusu mühendislik fakültesinin şehrin içine, küçücük bir alana hapsedilmesi mantığına hayran(!) kaldım. Bunun yanında, çok da şaşırdım, otostop kuyruğunu görünce. Yok böyle bir kuyruk daha ya. Şehrin başka bir yerinde o insanlar otostop çekseler diye düşündüm bir an. Ne sonuçları olurdu kestirmek zor tabi. Ama bir gün ODTÜ’lü otostopçuları alıp, mesela Kızılay’a getirip deneyebiliriz belki
Düşünsenize, Kızılay’da 20-25 kişi otostop çekiyor. Eğlenceye bak be
Kuyruk kent diye başlık attım çünkü en etkileyen kısmı o. Alışkınız milletçenek kuyruk muhabbetine ama otostop kuyruğu yaşamadığım bir hadise olunca daha bir ilgi çekici oldu. Ekşi’de yazılan hedeleri de test edip onaylamış olduk. Alıştığınız kuyruk modeli yok orda. Araç sahibi bebelerin, karpuz seçer gibi kuyruğa yanaşmasıyla birlikte, kuyruktaki ilgi “çekici” hanım ablalarımız(**) biner ve kuyruk mahalinden uzaklaşırlar. Acı bir şekilde tecrübe ettik. İnsancıl olsalar da kuyruğu bozmasalar olmuyor, diyeceğim ama racon buymuş aga.
Neyse kuyruk muhabbetini aştık. Geldik meşhur Çarşı’ya. Buraları biliyorum bir ilginç tarafı yok diyeceğim de… Varmış abicim. Yani UPEM 2010′da oraları fethetme şansım olduğundan, biliyorum havalarındayım. Ama beklenmedik bir şey illaki karşınıza çıkıyor. Bu sefer, bir şeyler yemek-içmek üzere oturduğumuz yerdeki menüyü garipsedim. Menünün her sayfasında en altta “Ben bir şey almayacağım: 2TL” yazıyordu.(***) Oha artık! Hangi aklı başında işletme bunu yazar yahu? Hadi onu da aştım. Bu sefer Waffle isteyen bir arkadaşa Waffle Formu getirdiler! Ben ne böyle bir şey görmüştüm ne de duymuştum. Bu da ayrı bir enteresanlık oldu. Ahan da fotoğrafı demek isterdim ama hafıza kartımın içinde bulamıyorum. Olsun başka sefere artık. Bu arada oturduğumuz yerin adı Makara mıydı neydi öyle bir şeydi.
Çok şükür sonrasında bir gariplik yoktu. Beni davet eden dostum Tevfik(****), beni kırmayıp gelen Fırt’a ve Devran’a teşekkürlerimi sunuyorum. Gelelim yıldızlara;
*“Ama nasıl … ?” kalıbı bambaşka bir muhabbet. Her türlü şeye ekleyip işi makaraya vurabiliriz. Örnek: “Ama nasıl vurabiliriz?”
**Bu yıldızda asıl açıklamak istediğim, aslında hiçbirine abla gözüyle bakamıyor olduğumuz gerçeğidir. Cümlecenek, erkek cemaati olaraktan.
***Bu kural, sadece oyun masalarında geçerliymiş. Ama yine de mantık dışı. Kardeşim, oyun oynayan adam zaten bir şey yer içer. Mal mısın? Neden yazıyorsun? Bunu fotoğraflayamadım, üzgünüm. Fotoğrafladığımı da bulamıyorum zaten. Neyse canımız sağolsun.
****İsmini yine yanlış yazdım ama bu sefer bilerek. Doğrusu Teyfik. Okunduğu gibi yazılıyor onun ismi. Öyle işte.
Sonuç; bu yazıyı tam bir hafta önce bugün yazdım ama neden yayına alamadım, nasıl yayına alamadım gibi sorularımın cevabını inanın ben de veremiyorum. Nasip kısmet. Koy gitsin. Bu arada, Devran burada yazar olarak başladı. Hayırlı olsun kendisine. İlk yazısı kopyala, yapıştır olmuş. Olabilir. Tecrübesizlik diyelim
43 views
BumAds
Takip ettiğim sitelerden ikisinin tezatlığı benim çok eğlenmeme vesile oldu dün akşam. Her iki site de BumAds denen olaya girişmişler. Bir tanesi BumAds’in hiç de öyle abartıldığı gibi bir sistem olmadığını ve geri dönüşlerin yetersiz kaldığını söylüyor. BumaAds’ın tanıtım yazıları olayınıysa asla kullanamayacağını çünkü bunun takipçilerine saygısızlık olacağını belirtiyor. Öte taraftan en az ilk sitenin sahibi kadar ziyaretçilerini önemseyen ama aynı kanıda olmayan diğer site sahibi BumAds’in reklam tekliflerini değerlendirip sitesinde tanıtım yazılarını yayınlıyor. Sitelerin isimlerini vermeyeceğim, yazarlarını ayıp olmasın dye ancak ben de BumAds konusuna bir ziyaretçi gözüyle yaklaşacağım…
Öncelikle bir site sahibi gözüyle… BumAds, Hürriyet’in geliştirdiği bir sistem. Sisteme kaydolan kullanıcılar, pek çok şekilde “kazanç” elde edebiliyormuş gibi gözüküyor. Ancak ne derece öyle? İşte orası tartışılır. Zira verdikleri tanıtım yazıları 2 TL ücretle başlıyor ve teklifler artarak gidiyormuş. Kusura bakmayın ama 2TL için hadi 5TL için hadi 10TL için o yazıları yayınlamaya değmez. Daha önce bu hatayı yaptım evet. İyinet’te, R10′da konularımı bulabilirsiniz Ancak farkettim ki yanlış yapmışım. Düzenli okuyucu olabilecek kişileri kaybetmişim bunu yaparken. Bunu yaparken kısa vadeli kazançları uzun vadeli kazançlarıma tercih etmişim. Şu anda yanlış yaptığımı farkediyorum. Öte taraftan, 3-5 lira için yapılmaması gereken bir şey, siteyi link çöplüğüne çevirmek. Kaldı ki zaten kılın teki beni şikayet etmiş, sitesinde doğal olmayan linkler var diye. Bu şikayeti değerlendiren Google’da pagerank değerimi sıfırlamış. Şimdi BumAds yayıncısı olacaksınız ya, birisi sizi de şikayet ederse? Sonuçta ücretli bağlantı satışı/doğal olmayan şeyler yasaklı. İşte o zaman sadece düzenli okur kitlenizi kaybettiğinizle kalmazsınız, sitenizin Google aramalarındaki yerini de kaybedebilirsiniz. Ben ikisini de yaşadım ama toparlayabilirim, daha önce de başıma gelmişti. SEO konusunda biraz deneyim olunca toparlanabiliyor
Peki siz? Siz toparlayabilir misiniz? Risk almanıza değmez bence.
131 views
Yalnız kalmalı insan,
Bir cinayet işleyebilmek için.
Hele, cinayetin,
Hem maktülü hem de
Katili olacaksa!
Yalnız kalmalı.
Yalnız kalmak,
Ölmek için iyi,
Yaşamak için kötü.
İntihar edebilmen için,
Ruhun yalnız kalsa…
İşte o yeter sana.
Sebep arama intihar için.
Bu senin, senden vazgeçişin.
Hesap vermek,
Zorunda değilsin.
Hayat senindi…
Vazgeçen de sensin.
Kim ne diyecekmiş?
Sana ne, ne dediklerinden?
Arkada kalanları
Artık düşünme.
Hayat çizgisi sonlanacaksa,
Bırakacağın tek şey;
Yalnızca bir kaç mısra!
62 views
Her zamankinden farklıyım bu aralar. Bu aralar herkese, her şekilde muhalefet yapıyorum. Siyasi, ticari, mesleki… Her anlamda yani. Kendimi tatmin etmek için filan değil, gerçekten yanlış olduğunu düşündüğüm her şeye tepki gösteriyorum. Bu nedenle de adım bazı yerlerde, bazı arkadaşlar tarafından fazla zikrediliyor. Bazı arkadaşlarım ismimi fazla duyuyor. Bazı arkadaşlar yüzümü fazla görüyor. Peki ben nasılım? İşte onu soran yok. Evet, benim nasıl olduğumu soran yok. Olmasın çok da önemli değil. En azından şu anda. Ama ben yine de söyleyeyim nasılım…
Siyasi Anlamda
İyi değilim. Çok fena rahatsızım. Karaoğlan’ı andık, onu anlatmak Süleyman Demirel’e düştü. Partiye 1000 kişi katılacak, hangi partilerden gelen kişilerdir açıklayan yok. Dersim meselesi açıldı, devlet adına özür bekleyen bir genel başkan var. Gençlik kolları desen, balık baştan kokuyor hesabında, genel merkezden gelen kokular mide bulandırıcı. Yönetmelik filan takmadan atamalar yapıyorlar. Büyük umutlar bağlanan Kılıçdaroğlu hakkında Sorosçuluk ve Amerikancılık iddiaları ayyuka çıkmış durumda. Partide adayların belirlenmesiyle birlikte başlayan süreç, eksen kaybı ve ne idüğü belirsizlik getirdi. Çizgimiz ve duruşumuz artık yok. Deniz Baykal’ı özlüyor ve yeniden genel başkan olacağı günü bekliyorum. Tabi bu süreçte, partinin içinden bir parti daha çıkmazsa…
Ticari Anlamda
Yapabileceğim çok fazla şey var. Para kazanmamam için bir sebep yok. Ama içimden ne herhangi bir hamle yapmak geliyor ne de para kazanmak. Deseler ki; ömür boyuyetecek gıda, su vb. ihtiyaçların burada, tamam ben çalışmıyorum, eyvallah derim. 3-5 gün önce olsa, canım sıkılır, istemiyorum ben çalışacağım derdim. SEO danışmanlığı, masa üstü ve web uygulama geliştirme, editörlük, alım-satım vb. bir çok yol var. Ama ben hiçbirini istemiyorum şu anda. Tamamen amaçsızım.
Mesleki Anlamda
Aslında çok şey öğreniyorum. Öğrendiklerim çok da keyif veriyor. Bunun yanında sosyal medyada fazla cirit atıyorum ve sanırım bu dönemde tek keyifli vakit geçirdiğim yer. Pardon ikinci yer. Televizyon karşısında uyuşmayı da çok seviyorum bu aralar. Yapacak iş olmadığından değil, sadece onu yapmak istediğimden. Çok fazla programlama makalesi okuyorum bu aralarda. İngilizce seviyemin baya iyi olduğunu gördüm, sevindim filan. Okul… Okul bir şeyler katmıyor artık bana. Burada yazdığım yerden çok da hayır beklemiyorum zaten. Hocalarıma laf etmiyorum ama bilimsel makaleler yazmak, sınavdan yarım saat önce soru hazırlamak gibi bir gerçeği ört bas etmiyor. Bu yazdığınız makalelerle okulun mühendislik alanında ilk üçe girmesi de bir anlam ifade etmiyor aslında. Neyse… Öyle işte. Mesleki anlamda da böyle.
Ailevi
Var burda da bir muhalifliğim. Ama en sorunsuz muhalefetim tam burada. Çok huzurluyum. Allah bozmasın. Tüm muhalifliklerimi, göğüsleyebilen tek yer burası. Bazen sabırlarının sınırlarını zorladığımın farkındayım. O noktada duramadığımda, biraz tartışma büyüyebiliyor. Ama tatlıya bağlamanın en kolay tatlıymış. Bunu farkettim. Çikolata çözüyor meseleyi.
İşte böyleyim. Siz sormadan söyledim. Biraz zaytung okuyayım. Sonra da yatarım. Haydi başbaş…
144 views
adalet Ankara anti-SEO arama motoru optimizasyonu arama sonuçlarında engellenmek atama ayın sitesi yarışması backlink bedava gıda beynimiz nasıl çalışır birikim blog blogger C# CHP eğitim sistemi Gazi Üniversitesi Google hasret hukuk iyinet Kızıl Ordu Levent Üzümcü Lungo la Strada matris çarpım kodları matris çarpımı mutfak MYK mühendislik fakültesi net internet ozanti Polyushka Polye saygı SEO SEO'nun Periyodik Tablosu siyaset tadilat taşınma tutuklu yargılama umut sarıkaya wordpress yarışma özlemek İrfan İnanç Yıldız şiir
WP Cumulus Flash tag cloud by Roy Tanck requires Flash Player 9 or better.